Onlarda sizi bu kadar büyüleyen şey nedir?
Prof. Dr. Köberl:
Meteorların özellikle dekoratif oldukları söyle-
nemez ve ilk bakışta hiç de heyecan verici görünmezler. Ancak
asıl önemli olan onları araştırarak öğrendiğimiz şeyler. Meteor
araştırmaları olmadan anlamamızın mümkün olmayacağı iki
önemli konu başlığı var. Öncelikle kimyasal elementler nereden
geldiler? İkinci olarak, Dünya ve Güneş sistemi ne zaman, nasıl
ve hangi süreçlerle oluştu? Dünya'nın ne kadar yaşlı olduğunu
bize öğreten nesneler meteorlardır. Dünyamızdaki en eski taşlar
yaklaşık 3,8 milyar yaşında, ancak Dünyamız ve Güneş sistemi-
miz 4,5 milyar yıl yaşında. Dünya'nın yaşını meteorları kullana-
rak belirleyebileceğimiz fikri ilk kez 1950'lerin sonlarında Ameri-
kalı bir geo kimyacının aklına geldi. Göktaşları Güneş
sistemimizin oluşmasına tanıklar ve yalnızca bu taşlar sayesinde
tam olarak ne olduğunu bilebiliyoruz. Koleksiyonumuz 1751 yı-
lında oluşmaya başladı ve 18. yüzyılın sonunda artık dünyadaki
en büyük koleksiyona sahiptik. Günümüzde talep edilmesi duru-
munda dünyadaki araştırma ekiplerine de küçük örnekler sağlı-
yoruz.
Müzenin en ilgi çekici bölümü sizce nedir? Favori bir serginiz
var mı?
Prof. Dr. Köberl:
Bazı ziyaretçiler geniş kuş ve deniz canlıları ko-
leksiyonumuzdan büyüleniyor, bazıları evrim tarihini sunma biçi-
mimizden keyif alıyor. Ama çoğu ziyaretçi genel konseptten etki-
leniyor. Küçük çocuklara en çok sevdiklerinin ne olduğunu
sorduğunuzda çoğunlukla büyük dinozor holünü söylerler. Ge-
nellikle bana da en sevdiğim serginin ne olduğu sorulur. Ama bu
soru biraz da bir ebeveyne en sevdiği çocuğunun kim olduğunu
sormak gibidir. Hepsini seviyorum! Bununla beraber 1751 yılın-
dan kalan Hraschina meteorunun bende özel bir yeri var. Bu ko-
leksiyona temel olan öğe. Bulunduğu zaman bu taşların kaynağı
hakkında bir açıklama yapılamıyordu. "Aerolit" veya "düşen
taş" gibi betimleyici isimler verilmişti, çünkü o zamanlar, insan-
lar, bunların atmosferden kaynaklanan dolu taşlarına benzediği-
ni düşünüyor ve gökyüzünden böyle düştüğüne inanıyordu. 19.
yüzyıla kadar da meteorların dünyanın dışından kaynaklandığını
kesin bir biçimde ispatlamak mümkün olmadı. İşte bu nedenle
tarih bu kadar büyüleyici.
Sadece dünyada onlara benzeyen başka bir şey olmadığı için bir-
çok nesne, haklarında hiçbir şey bilinmediği halde toplanıyordu.
Aynı şey 1865 yılında Hindistan'a düşen Nissit meteoru için de
geçerli. Nissit, 1868 yılına gelindiğinde müzemizdeki yerini aldı.
Ancak bunun Mars kaynaklı bir meteor olduğunu 1970'lerde be-
lirleyebildik.
Bu örnekler kökenleri bilinmeyen objeleri korumanın ve sakla-
manın önemini vurguluyor. Bu nedenle müzeler ve bu türden ko-
leksiyonlar doğa bilimlerinde bu kadar önemli bir rol oynuyor ve
zaman içinde yeni bulgular sağlamaya devam ediyor. Doğal çe-
şitliliği koruma yollarından biri de bu tür koleksiyonlar oluştur-
mak. Bizim koleksiyonlarımız da doğal çeşitliliğin etkileyici ör-
neklerinden oluşuyor.
Viyana Doğa Tarihi Müzesi (NHM)
Viyana Doğa Tarihi Müzesinin (NHM) kurulmasına yol açan
ilk koleksiyonlar İmparator 1. Franz'a aittir ve 1748 yılında
başlatılmıştır. 170 x 70 metre boyutlarında olan görkemli
müze binası 1889 yılında tamamlanmıştır ve bugün dünyada-
ki en önemli beş botanik koleksiyonundan birine ev sahipliği
yapmaktadır. NHM 500.000 örnekten oluşan bir balık kolek-
siyonu ve 10 milyon örnekten oluşan dünyanın en geniş bö-
cek koleksiyonundan birine sahiptir.
Zoolojik koleksiyonlar dünyadaki en eski, en geniş ve en
önemliler arasında yer alıyor. NHM, koleksiyon etkinliği yanı
sıra bilimsel araştırmayla aktif olarak uğraşan 60 bilim insanı
istihdam ediyor ve doğa bilimleri alanında dünyadaki ilk on
müze içinde yer alıyor.
www.nhm-wien.ac.atBu görüşme 26 Ocak 2016 tarihinde Viyana Doğa Tarihi Müzesinde
gerçekleştirildi. (Prof. Dr. Köberl’in fotoğrafları: Peter Mayr, Viyana)
2.2016
otomasyonda trendler
ilham kaynağı
12
–
13
Photos: © NHM Wien, Kurt Kracher




